29 Temmuz 2016 Cuma

Ergenekon, Balyoz ve Darbe Girişimi

Genişletilmiş Ortadoğu Projesi (GOP) sekteye uğramadan devam ediyor. Ergenekon, Balyoz derken orduyu yıpratma çalışmaları başarılı olmuş celladına aşık olan milletten ses çıkmayınca ikinci aşamaya geçilmiş ve yapay darbe girişimiyle ordu milletin gözünden iyice düşürülmüştür.

GOP'un amacı Yahudilere vaad edilmiş toprakları kazandırmaktır. Plan Osmanlı'nın elinden Filistin'i alarak İsrail'i kurmak daha sonrasında böl, parçala, yönet sistemiyle masabaşında Yahudiler tarafından oluşturlan Suriye, Ürdün, Lübnan gibi devletler sonrasında yine bölünüp Yahudi güdümünde Ortadoğuyu şekillendirecek Türkiye bir maşa olarak kullanılacak ve daha sonrasında tamamen yok edilecek. ( yok etmeye çalışacaklar ama başaramıcaklar)

Türkiye'yi yok etmek için ilk önce inancını zayıflatacaklar inançtan kastım Türklük bilincinin silinmesi ve dinin sadece bir inanç gereği inanılan safsata olarak bilinç altına yerleştirlmesidir, tarihimizden bizleri koparmayı başardılar bir çok farklı şekilde tarih kitapları yazarak ve saçma sapan lafta tarihi anlatan dizilerle tarihimize olan inancımızı yani köklerimizi kopardılar.
Her fırsatta dini kullanarak kendini hacı hoca gösteren şarlatanlarla yada Allahu Ekber diyerek kafa kesen din kardeşini öldüren teröristlerle islamı bağdaştırıp, imamhatiplerde sadece kuru bilgi şeklinde ders vererek televizyonlarda o tarz benim şu tarz senin yada kim kiminle amacı konusu sapkınlık olan dizilerle ve daha birçok bilinç altı oyunlarıyla milleti dinden uzaklaştırmayı başardılar.

Sıra orduyu dağıtmaya geldi ilk başta dediğim gibi Ergenekon ve Balyoz davalarında orduya ilk darbe vurulmuştur, bu davaların sürecinde kimi subaylar işkence ile ölmüş kimisi gururuna yediremeyip intihar etmiş kimiside ordudan istifa etmiştir ve orduya ilk tırpan vurulmuştur bu olayı benzetmek gerekirse nasıl büyük bir ağaç kesilmeden önce dalları temizlenir düşünce çevresine zarar vermesin diye büyük ve güçlü ordumuzada bu yapılmaktadır, daha sonrasında askerlik süresi 15 aydan 12 aya indirilmiştir 800 bin olan TSK nın sayısı 600 bin cıvarlarına yaklaşmıştır daha sonrasında masraflı ve gereksiz oladuğu iddia edilerek bazı bölgelerdeki kışlalar daha büyük kışla ve garnizonlara kaydırılmıştır ve askeri birilikler daha toplu halde olduğu için 2ci bir dalga ile rütbeli asker sayıları azaltmaya müsayit hale gelmiş yapay darbe girşimi ile fetöcü adı altında birçok subay ve general görevden alınmış bazı kışla ve birliklerin kapatılmasına karar verilmiştir büyük ihtimal ile bir iki sene içerinde askerlik 9 aya çekilerek TSK nın sayısı 350 veya 400 bin cıvarlarına düşecektir.

Ayrıca askere gitmek istemeyenlerin kıldan tüyden sebeplerle çürük alıp askerlik görevini terk etmesi kolay hale getirilmiştir. Bir sonraki orduya vurulacak darbe yüz kızartıcı bir suç olacaktır, orduyu orginize bir suç örgütü gibi göstermeye çalışacaklar artık 5 sene veya 10 sene içinde olur orasını bilemeyiz.
Bugün uyuduğumuz gaflet uykusundan bir çoğumuz uyanamıcak uyananlarda çok ağır bedeller ödicek bir çoğumuzunda çocukları bu bedeli ödicek çünki 5 veya 10 yıllık bir plan değil 200 yıllık bir plan işliyor şuan sona ulaşmasına yaklaşık 60 - 70 sene var işte o yüzden uyanması çok güç er yada geç bu uykunun bedelini biz veya çocuklarımız kanımızla ödicez.

4 Temmuz 2016 Pazartesi

Ne Köprüymüş be Sanırsın Deli Dumrul Köprüsü

       
 OsmanGazi köprüsünün bitirilip kullanıma açılmasıyla sosyal medyada koyunların sevinci nasıl bir duygudur nasıl bir sevinmedir sanırsın hergün köprüyü kullanacak, sanırsın bedava geçecek ve ayrıca köprünün son yüzyılda tayyip tarafından bulunduğuna falan inananlar var sanırım çünki köprüyü yere göğe sığdıramıyolar daha üzerinden bir kez geçmeyen büyük ihtimal hiçte geçemeyek olan kişiler kolu komşuya köprüyü öve öve bitiremiyor.
      Sebebide o akılla yürümeyi nasıl öğrendi bu adam dediğimiz tiplerin sayıca fazla olmasından kaynaklı sen şimdi bu adama uzaya roket gönderdik desen çocukken attığı kız kaçıranın büyütülmüş hali gözünün önüne gelecek ve herhangi başka birşey düşünemeyeceği için uzaya roket göndermenin amacını idrak edemeyecek ve bu yüzdende pek sevinme gereği duymayacaktır. Yada bir fabrika kurman istihdam oluşturman beyni yürümeyi ve konuşmayı öğrenemeye yetecek bu arkadaşa yine hiç bir şey ifade etmeyecektir.
      Bu vatandaşa uuuuuppppppp uuuuzzzzzuuuuuuunnnnnn yol yapmış adam kkkoooosssssss  kocaman köprü yapmış v.b tarzda diyebileceği gözünün görünce anlayabileceği beynini en az seviyede kullanmasını sağlayacak hizmetler bu tür vatandaşlar için oldukça faydalıdır. Çünki kalkıp yolu yaptığın aynı paraya bir fabrika kursan millet 2 gün konuşup unutur ama yol öylemi sürekli göz önünde adam çalıştırmayada gerek yok nede olsa millet bi şekilde geçimini sağlıyor.
     Sahi birde sanki tayyip kendi cebinden yaptı maaşının yarısından fazlasını vergiye verdiğini idrak edemeyen gerizekalı sadece maaşından değil kullandığın herşeyden ne kadar ağır vergi verdiğini anlamayan beyinsizler var en basitinden araç sigortasındaki vergi soygunu, sürekli it dalaşına girdiğin Yunanistan'a bile 1.6 tlden verirken benzini kendi vatandaşına 4 tlden vererek gayet iyi geçirmektedir. Bırakında bu kadarcık hizmeti olsun bunlar ayakkabı kutusundan çıktı deyip durmaları yokmu ayakkabı kutularından çıkan paraları tayyibin ve bakanların çocukları bir gecede yedi.
  Yakında bu koyunlar iyice azıtıp yolu ve köprünün direklerini almaya çalışacaklar o kadar benimsemişler içlerine sığdırmak isteyeceklerdir.
Kısacası bildiğin Deli Dumrul köprüsü geçenden 1 akçe geçmeyenden döve döve 2 akçe sonrasındada para karşılığında yaptığın bu işe hizmet de

12 Haziran 2016 Pazar

TV Dizilerinden Tarih öğreniyoruz

Türk milletine tarihini unutturmak için ellerinden gelen herşeyi yapıyorlar, bir benzetme vardır "insan aynı ağaç gibidir, kökü ise tarihidir" tarihi olmayan milletler kahramanlar yetiştiremez kahramanlar yetiştiremeyen milletler ise tarih sahnesinden çok çabuk silinir bu yüzden kendilerine uydurma kahramanlar üretirler ve 300 yıllık geçmişi olan devletler bile tarihinden övgüyle bahseder demiştikya insanın kökü tarihtir köküde geçmişimizi bilerek, okuyarak beslerizki o kök o derece güçlü olsun gövde daha fazla beslenebilsin.

Özellikle son zamanlarda TV kanalllarında yayınlanan diziler çıkan kitaplar hep çarpıtma gerçeğinden uzaklaştırma yönündedir Muhteşem Yüzyıl diye bir dizi senelerce yayınlandı kitaplar dizinin senaryosuyla aynı yazıldı çizildi eski basım kitaplar araştırılmak yerine insanımız çok yeniliğe açık bir millet olduğu için gidip son çıkan kitapları aldı çünki kolu komşuya hem kitap okudum ben entelim mesajı vermek hemde dizide olacakları merak ettiği için alıp okumuştur yoksa gerçekten tarihini merak etseydi şimdiye kadar o salakça diziyi izlemezdi, ama bundan daha acısı TRT nin Diriliş Ertuğrul diye yaptığı dizi dizinin başlangıcında yazan tarihten esinlenilmiştir yazısı milletimizce doğrudan tarihi anlatıyor gibi anlaşılmaktadır.
Hatta Oğuz Kaan'ı bilmeyenler dizide bahsedilen Kayı boyunu kendi soyları sanmaktadır Oğuz'un 24 boyu vardır boy ayrıdır soy ayrıdır diziyi izleyen herkes Kayı boyu simgeli yüzükler takmakta ve kayı tamgası basılı bayraklar işte soyumuz diyerek pozlar vermekteler İlber Hoca gibi be hey cahil bakalım sen o boydanmısın ilk olarak soyunu araştır bil yoksa ne demiş ataların "Ya soyunu bilirsin ya da SOYSUZLAŞIRSIN" dizi izlemekle soy bilinmez heleki o dizilerle tarih hiç anlaşılmaz, bugün Diriliş izleyenlere sorsanız Kayı boyunu Haşhaşiler değilde Kayı boyunun karıları böldü diyeceklerdir.

Yazımızı okuyupta peki boy nedir? diyenler için kısa bir açıklama ve resim ekliyorum

Oğuz'un 2 hatunu vardır Oğuz Kaan destanında bir tanesi düşen bir yıldızdan diğeri ise ağaç kovuğundan çıktığı söylenir yıldızdan çıkan hatunundan olan çocuklarının ismi; Günhan, Ayhan, Yıldızhan dır.
Ağaç kovuğundan çıkan hatunundan olan çocuklarının ismi; Gökhan, Dağhan, Denizhan dır.
Yıldızdan gelenin çocukları gök ile ilgili isimler almıştır, ağaç kovuğundan çıkanın çocuklarıda yer ile ilgili isimler almıştır.
Düşen yıldızdan çıkan hatun zengin bir ailenden gelen bir kız olduğunu, ağaç kavuğundan çıkan hatun ise fakir bir aileden gelen birisi olduğunu bildirir.

31 Aralık 2015 Perşembe

Hüseyin Nihal Atsız'ı neden sevmezler?



Hüseyin Nihal Atsız günümüzde bir çok kişi tarafından ismi cismi duyulmamış bir insandır, Atsız'ı duyan bilenlerde ya azılı düşmandır yada çok seven kişilerdir ortası yoktur.
Atsız, Türk milliyetçisi düşünce adamıdır neden sevilmediği konusuna gelirsek Atsız'ı biraz tanımamız lazım 1905-1975 yılları arasında yaşamıştır Bozkurtların Ölümü, Bozkurtların Dirilişi, Ruh Adam gibi ünlü eserlerin yazarıdır ve aynı zamanda bir çok şiiride vardır.

Kitaplarında ve şiirlerinde Türk ırkını övmüştür, kimisine göre Türk tarihinin  gizli olan kısmını gün yüzüne çıkartmıştır.
Asıl olan sadece belirli kesimler tarafından bilinen Türk tarihini halka indirgemesidir, Orta Asyadan ilk çıktığımız zamanlardaki Türk Töresine dönmenin kurtuluş olduğuna inanmıştır, Selçuklu ve Osmanlı'nın Türk töresine bağlı kalarak güçlü olduğunun farkında olan memleketin yetiştirdiği nadir insanlardan birisidir.

H.N.Atsız yaşamı boyunca azdığı yazılardan çıkarttığı dergilerden sürekli olarak dava edilmiştir, Türk  lafını duymak sürekli birilerini rahatsız etmektedir. Çünkü Türk Allah'ın yeryüzündeki ordusudur, Türk'ün olduğu yerde adalet olur, asalet olur, bolluk olur, huzur olur, Türk ayak bastığı yerde adaletli ve azametli olmuştur bu yüzden düşmanları tarafından sadece Türk adını duymak bile onları rahatsız etmektedir, Abdulhamid Han'ın tahtan indirilmesinden bu yana devletin her yerine sızmış Yahudi casusları Atsız gibi düşünce adamlarını karalamk için elinden geleni yapmıştır ve başarmıştırda ve günümüzdede hala Türk kelimesi birilerini rahatsız etmektedir ve bu yüzden Atsız'ı kendi öz oğlu Yağmur Atsız'a kötületmektedirler, Yağmur Atsız diyorki; "Babam Allah'a inanmazdı, babam vatana küfrederdi, babam millete küfrederdi." bir çok kişide Yağmur Atsız'ın bu sözlerine kanarak Atsız'ı vatan haini dinsiz olarak bilirler.

Şiirlerine ve kitaplarına baktığımızda bu  söylemlerden hiç birisini bulamayız çarpıtılan bazı şiirlerinden ve yazılarından küçük parçalar vardır Davetiye isimli Duceye yazdığı meydan okuma  şiirinden Din Arabın, Hukuk sizin, Harp Türklüğündür gibi Türkler dinsizmi demek Türkler adaletsizmi demek oluyor bu kesinlikle hayır hangi millet hangi konuda uzmansa onu belirtmektedir.

Türk Töresine inanan birisinin dinsiz olması imkansızdır çünkü Türklüğün başında inanç gelir Türk Töresi denilen OğuzKağan Töresidir ve OğuzKağan'ın inanç konusundaki görüşleri destanda anlatıldığı üzere çok nettir.
Mehmet Akif Ersoy'un bazı sözleride yukarıda belirttiğimiz örneğe benzemektedir Bedrin Aslanları ancak bu kadar şanlı idi, Bu taşındır diyerek Kabeyi diksem başına yinede birşey yaptım diyemem hatırana gibi Bedrin aslanları hem sahabe hemde şehittir ama Mehmet Akif Çanakkale şehitlerini onlarla eşmi tutuyor? yada kabe bir mezar taşı  olsa yinedemi yetmiyor? burada düşünce  adamlarını anlamaya uğraşmak yerine bilmediğimiz konu hakkında en kolay yolu seçerek ya dinsiz ya hain yakıştırmasını yapmak mantıklı birşeymiş gibi görünüyor.

Çünkü bilmiyoruz tarihimizi ve dinimizi elimizde Kuran olmasa dinimiz ilk geldiği günkünden çok farklı olurdu şuan ama tarihimiz çarpıtmaya müsayit bilmeyen bir kesim için o yüzden fikir ve düşünce adamları karalanmakta tarihin çarpıtmaya müsayit olan kesimleri birazda abartılarak dizi ve filmlerle karşımıza çıkmaktadır  Muhteşem Yüzyıl yada Diriliş  Ertuğrul gibi gerçek tarihimizden  alaksız olarak yazılan senorlar sanki tarihte öyle olmuşçasına izleyiciye yansıtılmaktadır.

Bir Atasözü vardır Ya Soyunu Bilirsin  Yada SOYSUZLAŞIRSIN bu yüzdendir bizim tarihimize saldırmaları gerçekleri çarpıtmaları Türk tarihini yaşatmaya çalışan fikir ve düşünce adamlarına saldırmarı hep bizi soysuzlaştırmak içindir.

9 Aralık 2015 Çarşamba

Tayyibin egosu nereden geliyor

Nasıl bir zihniyettirki bu 100 yıl öncesiyle bugünü kıyaslayarak kendini herkesten üstün görüyor her fırsatta kendini yüceltme işine giriyor ne kadar uğraşırsa uğraşsın koyun çobanlığından ileriye geçemez kapasitesi yok bu sözleri alkışlayanlara koyun denmezde ne denir?
Peki ya bu tablet reklamı? bu tableti bulan adam bu egoyu yaşamadı yemeğine tuz diye eroinmi atıyor ne yapıyor 3 5 tablet dağıttı diye kendisini Fatih Sultan Mehmet Han'dan akıllı görüyor.

2 Aralık 2014 Salı

Hz. Ömer "Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim."

İŞTE HZ. ÖMER'İN ADALETİ
Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister.
Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir.
Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der. Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer,son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” Kısa ve özlü bir cümle.
Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim,kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde.Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.” Kendi kendine böyle konuşur.Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim, der. Valinin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır.
Medine’deki halifenin size mesajıdır, der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir.
Yahudi vatandaş hayret eder. Şaşırır. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der.
Şam valisi Hz. Sad, bak der, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım. O zaman benim neden bu kadar ürperdiğimi anlarsın:
İslam’dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza 200 deve almıştık. İran’a vardık. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydular. Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık. Adam iyi biriydi.Bize yardım etti. Sonra da; gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder, dedi. Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık. Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğinisöyledi. Bize de, memleketinize dönün, dedi.
Biz tekrar Han’a döndük. Ama doğrusu sonuçtan çok da memnun olmamıştık. Hancı sonucu öğrenince son derece üzüldü ve burada bir hata var, dedi. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım,teklifinde bulundu. Biz de gittik. Huzura çıktık.
Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Develerimize el koyan kişilerin kıyafetini, halini, olayın geçtiği yerianlattı. Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi.
Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra ayağa kalktı, her birimize 2 şer kese altın verdi, akşama kadar develeriniz gelecek, develeri alın ve sabahleyin burayı terk edin dedi. Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın, talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık.
Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi. Durumu anlamak için hancıya sorduk. Neler oluyor dedik. Hancı şöyle dedi: Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir.
Bunlar bir çete kurmuşlar. Garibanların mallarına el koyuyorlar. Siz ilk gittiğinizde, mütercim bunu anlamış. Ama sizin sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı. Ama neden ayrı kapılardan gidin, dedi, ben de anlayamadım. Hele yarın olsun anlarız, dedi. Hz. Sad, anlatmaya devam ediyor: Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım. Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm.
Halk toplanmış seyrediyordu. Sordum kim bunlar ve suçları ne, diye. Dediler ki, bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir. Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Ceza olarak Nuşirevan ikisini de asarak idam etmiştir. Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti.
Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek, kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu gördük.
İşte Hz. Ömer senin eline verdiği deri parçasının üzerine “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor.
Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi. Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı?
Bu hadiseyi bire bir yaşayan Yahudi vatandaş, hem arsasını hibe etti ve hem de İslam’a girdi.

Hz. Ömer adaleti ile bu ülkeyi yönettiğini iddia eden fırat kenarında bir kuzuyu kurt kapsa Allah benden sorar diyen  RTE ve yandaşları o bizden şu bizden bu bizden tabikide bizden olana sahip çıkacaz deyip bırak yahudiyi sadece siyasi görüşü farklı diye din kardeşinin hakkını yiyen AKP zihniyeti alın işte size Hz. Ömer siz kıyaslayın

14 Kasım 2014 Cuma

Yavuz Sultan Selim'den Aksaraya mesaj


Yavuz Sultan Selim sade giyinirdi gösterişi sevmez bir elbiseyi eskiyinceye kadar giyerdi saray ahaliside bu şekilde giyinmek zorunda kalırdı, bir gün oğlunu süslü görünce "Oğlum o kadar süslü giyinmissinki annene giyecek birşey bırakmamıssın" demiştir.

Venedik elçisinin ziyarete geleceği haberini alan Yavuz'un paşaları süslü elbiselerini giyinir ve çekinerekte olsa Sadrazam aracılığı ile Yavuz'a haber verirler, Yavuz Sultan Selim uygundur der, Venedik elçisi gelince odaya giren paşalar bakarlarki Yavuz Sultan Selim eski elbiseleri ile durmaktadır paşalar üstlerinde süslü ve gösterişli elbiselerden utanır ve şaşkınlıktan ne yapacağını bilmezler ve şaşkınlıkla bakar kalırlar.

Yavuz Sultan Selim kılıcını çıkarıp yere dik bir şekilde tutar pencereden gelen ışık Yavuz'un kılıcına vurur ve kılıcın parlaklığı göz kamaştırır, görüşme bitince Yavuz sadrazama derki; Elçiye sor bizi nasıl bulmuşlar? Sadrazam Yavuz'un emrini yerine getirir ve gidip elçiye sorduktan sonra geri gönüp Yavuz'a elçinin dediklerini söyler "O kılıcın parıltısı gözümü öyle aldıki kendilerini göremedim bile" der.

Yavuz tebessüm eder ve şehadet parmağıyla kılıcını göstererek "İşte kılıcımızın ağzı kestikçe kafirin gözü ondan asla ayrılmaz ve bizi görmez ama Allah esirgesin bir gün kesmez olur ve parlamassa işte o zaman küffar bizi hor görür hemde tepeden bakar"

Bincelerce kıllık bir köke sahip milletin torunlarıyız değilmi bizler? atalarımız bizlere her hareketiyle yol gösterici niteliğindedir şahsi görüşüm Osmanlı'nın en büyük padişahı bana göre Yavuz'dur, şimdi Yavuz Sultan Selim'in bu olayı bizlere devletin gösterişle değil güçüyle itibar kazanacağının en aptal insanın bile anlayabileceği derece sade devlet otoritesine yön verecek kadar keskindir.



İşin özü şudurki millet yoksulken sağım solum önüm arkam teröristken kalkıpta bin odalı saray yaptırıp Türkiye'nin imajını düzelttik yanınada bir cami yaptırcaz deyip milletin manevi duygularını kullanarak yapılan yanlışı meşrulaştıramassınız, elinizi hem bizim dinizmiden hemde Osmanlı'nın üzerinden çekin Osmanlı torunuyuz demekle osmanlı torunu olunmaz her cuma namazından sonra kamera karşısına geçip poz vermeklede dindar olunmaz.

İslam dini gösterişten uzak durmayı emreder, tabii müslümansan uyarsın siyona piyon olduysan uymassın Türk'lük Nedir Yobazlar bilmez ama eğer Türk'sen ve Osmanlı torunuyum diyorsan yine gösterişten uzak durman gerekir, yoksa elin ingiliz şaklabanı böyle alay eder.